Zaferiye Mah. Yeni İstanbul Cad. No : 1753, 42600 Ilgın/Konya
logo
Mısır Tarımı ve Üretim Teknikleri

Mısır Tarımı ve Üretim Teknikleri

   
 

   Mısır, tropik, subtropik ve ılıman iklim kuşaklarına uyum sağlayabilen, Antarktika dışındaki hemen hemen tüm kıtalarda, 58o kuzey ve 40o güney enlemleri arasında, deniz seviyesinden başlayıp 4000 m rakıma kadar çıkabilen, bol güneş alan alanlarda yetişebilen, tek yıllık, kısa gün isteyen sıcak iklim tahıl bitkisidir.
 

Mısır Üretimi

 

TOPRAK İSTEĞİ

   Mısır bitkisi; verimli, derin, iyi drene olabilen, havalanması düzgün, tuzluluk sorunu bulunmayan ve reaksiyon bakımından nötrüe yakın (pH 6-7) hemen her tür toprakta başarıyla yetişebilir. Toprak seçiciliği fazla değildir. Ancak tuzluluğa (> 1.7 Mmhos/cm) ve yüksek taban suyuna duyarlı olduğundan, bu tür koşullara sahip alanlarda mısır tarımından uzak durulmalıdır.

 

TARLA HAZIRLIĞI

   Mısır ekimi için ayrılan tarla boş (nadas) durumda ise, sonbaharda kulaklı pullukla yaklaşık 20 cm derinlikte sürülerek işlenmeli ve ekimin yapılacağı ilkbahar aylarına kadar bu şekilde bırakılmalıdır. Ekimden hemen önce, toprağı daha yüzlek işleyen bir aletle (örneğin kazayağı) toprak tekrar işlenmeli; ekim öncesi verilmesi gereken gübreler ile toprağa karıştırılması planlanan yabancı ot ilaçları uygulanarak, tırmıkla karıştırılmalıdır. Bu işlemlerden sonra tarla ekime hazır hale gelmiş olur. Sonbaharda sürüm yapılamamışsa, ilkbaharda yapılacak ilk toprak işlemede, toprağı çeviren kulaklı pulluk yerine, toprağı yırtarak yüzlek işleyen çizel gibi aletler tercih edilmelidir.

 

ÇEŞİT SEÇİMİ

   Geçmiş yıllarda, açık döllenen ve verim potansiyeli düşük köy çeşitleri yaygın olarak ekilmekteydi. Hibrid çeşitlerin geliştirilmesiyle birlikte, geniş ekim alanlarında bu köy çeşitlerinin yerini hibrid mısır çeşitleri almıştır. Hibrid çeşitlerin verim bakımından üstün olması, bu çeşitlerin ekim alanlarının her geçen yıl artmasına yol açmaktadır. Hibrid çeşitler tekli, ikili, üçlü veya dörtlü melez tipinde olabilir; ancak günümüzde piyasada en yaygın kullanılanlar tekli melez mısır hibrid çeşitleridir.

   Çeşit seçerken öncelikle çeşidin bölgeye adaptasyonu incelenmeli, olgunlaşma gün sayısının bölgenin iklim koşullarına uygunluğu dikkate alınmalıdır. Günümüzde tarımda kullanılan mısır çeşitleri, olgunlaşma sürelerine (erkencilik/geçcilik durumlarına) göre FAO sisteminde FAO-100 ile FAO-800 arasında 8 grupta toplanmaktadır. FAO-100 grubu çok erkenci çeşitler olup genellikle 70-75 günde olgunlaşır; FAO-800 grubu ise çok geçci çeşitleri kapsar ve bu çeşitlerin olgunlaşma süresi yaklaşık 140 günü bulur. FAO-400 grubu, 100-105 günde olgunlaşan orta erkenci; FAO-600 grubu ise 115-125 günde olgunlaşan orta geçci çeşitleri ifade eder.

   Anadolu bölgesinde genellikle FAO 500 ve FAO 600 grubu çeşitler daha iyi performans gösterirken, yetişme periyodunun uzun olduğu güney bölgelerimizde FAO 700 ve FAO 800 grubu çeşitler daha uygun sonuçlar verebilmektedir.

   Çeşit seçiminde, olgunlaşma süresinin bölge koşullarına uygunluğunun yanı sıra, yüksek verimlilik, bölgede görülebilecek önemli hastalık ve zararlılara, ayrıca yatmaya karşı dayanıklılık özellikleri de mutlaka dikkate alınmalıdır.

 

EKİM ZAMANI

   Mısırda sağlıklı bir çimlenme ve düzenli çıkış için, toprak sıcaklığının en az 10-12oC olması gereklidir. Ekim zamanını belirlerken bu kriter temel alınmalıdır. Bu sıcaklığın altındaki topraklarda yapılan ekimlerde çimlenme gecikebilir, çıkışlar seyrek ve düzensiz olabilir; hatta toprakta bekleyen tohumlar çimlenemeden çürüyebilir. Bu nedenle, mısır ekimine başlamadan önce toprak sıcaklığının 10-12oC seviyesine ulaşması beklenmelidir. Tarih olarak ifade edilecek olursa; Trakya bölgesinde genellikle 25 Nisan’dan sonra, güney bölgelerde Nisan ayı başından itibaren, Orta Anadolu’da ise 25 Nisan’dan sonra ana ürün mısır ekimine başlanabilir.

   Ekim zamanı için genel bir kural olarak, bölgeye ait son don tarihinden sonra ekime başlamak daha emniyetlidir. Zira son don tarihinden önce yapılan ekimlerde, genç fide döneminde don zararı görme riski yüksektir.

   Mısır ekimlerinin en geç Mayıs ayının ilk haftasının sonuna kadar, en fazla ikinci haftanın ortalarına kadar tamamlanmış olması gerekir. Daha geç ekimlerde, tozlanma dönemi çok sıcak ve kurak günlerine denk gelebilir; bu durum, tozlanma ve döllenmenin yetersiz kalmasına ve tane veriminin azalmasına neden olur. Ayrıca çok geç ekimlerde, olgunlaşma, kuruma ve hasat dönemleri yağışlı bir mevsime rastlayabilir; bu durumda ürün tarlada kalmak zorunda kalabilir.

   Güney bölgelerimizde Haziran ayı sonuna kadar yapılan II. ürün mısır ekimleri dane verimi açısından iyi sonuçlar verebilirken, Trakya bölgesinde II. ürün mısır ekimi genellikle istenen verimi sağlamaz. Bu bölgede verim düşüklüğü göze alınacaksa, çok erkenci çeşitler kullanılabilir. Amaç silaj elde etmek ise, her türlü mısır çeşidi II. ürün olarak rahatlıkla ekilebilir. Trakya bölgesinde Haziran sonu veya Temmuz başında II. ürün olarak ekilen mısır, en geç Eylül ayı sonuna doğru silajlık olarak biçilebilir.
 

Mısır Üretimi
 

EKİM ŞEKLİ VE EKİM SIKLIĞI

   Mısır ekimi günümüzde, makineli tarıma uygun olmayan bölgelerde zorunlu olarak yapılan serpme ekim dışında, çoğunlukla pnömatik (havalı) ekim makineleriyle sıraya ekim şeklinde yapılmaktadır. Bu makineler sayesinde, istenilen sıra aralığı ve sıra üzeri mesafe kolaylıkla ayarlanabilmektedir.

   Sıraya ekimde genellikle sıra arası 70 cm, sıra üzeri ise 25 cm olarak uygulanmaktadır. Bu düzenlemede dekarda yaklaşık 6.000 bitki bulunur. Yapılan araştırmalar, optimum tane verimi için dekarda 6.000-7.000 bitki bulunmasının en uygun sıklık olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, dekarda 8.000-9.000 bitki bulunan ekimlerde de yüksek verim alınabildiği bilinmektedir.

   Eğer mısır ekiminin amacı silaj üretmekse, sıra arası ve sıra üzeri mesafeler bir miktar daraltılabilir. Örneğin sıra arası 60 cm’ye, sıra üzeri de 15-20 cm’ye indirilebilir. Bu şekilde dekardaki bitki sayısı artacağından, bitkiler daha ince saplı, daha uzun boylu ve daha fazla yapraklı olur; bu özellikler silaj verimini artırır.

   Tane üretimi amacıyla 70 cm x 25 cm mesafeyle ekilecek mısırda, çeşidin bin tane ağırlığına bağlı olarak, dekara 2–3 kg tohum kullanılması yeterlidir.
 

YABANCI OT M&ÜCADELESİ

   Mısır yetiştirilen alanlarda bitkinin sağlıklı gelişebilmesi için, tarla içinde rekabet unsuru yaratmayacak şekilde temiz bir ortam sağlanmalıdır. Başka bir ifadeyle, mısır bitkisi dışında herhangi bir bitkinin bulunmaması esastır. Yabancı otlar, mısırla birlikte topraktaki su ve besin maddelerini tüketerek mısır aleyhine rekabete girer. Ayrıca, birçok hastalık etmeni ve zararlıyı barındırarak verimde önemli kayıplara yol açabilirler. Bu nedenle yabancı otlarla etkin mücadele zorunludur.

   Yabancı ot mücadelesinde kullanılan herbisitler (yabancı ot ilaçları), uygulama zamanına göre üç grupta toplanır: ekim öncesi toprağa karıştırılarak uygulananlar, ekimden sonra ancak çıkıştan hemen önce uygulananlar ve çıkış sonrası doğrudan yabancı otun yeşil aksamına uygulanabilen ilaçlar.

   Ülkemizde en yaygın uygulama, çıkış öncesi toprak yüzeyinin ilaçlanmasıdır. Mısır ekiminden sonra, henüz bitkiler çıkmadan tarla yüzeyi ilaçlanır. Tek yıllık dar ve geniş yapraklı yabancı otların kontrolü için dekara 500 ml dozunda “Primextra” kullanılmaktadır. Çok ağır bünyeli topraklarda doz 600 ml/da’ya, kumsal veya organik maddesi çok düşük (%0,5 civarı) topraklarda ise 350 ml/da’ya düşürülmelidir. Çıkış öncesi ilaçlamada “Guardian” isimli preparat da tercih edilebilir.

   Mısır çıkış yaptıktan ve 15-20 cm boya ulaştıktan sonra, eğer tarla yoğun şekilde otlanmışsa ve özellikle geniş yapraklı yabancı otlar baskınsa, dekara 100-150 ml dozunda “2,4 D Amin” içeren ilaçlar kullanılabilir.

   İlaç firmaları zaman zaman yeni formülasyonlara sahip ürünleri piyasaya sunmaktadır. Bu nedenle daha yeni ve etkili olabilecek ilaçlar hakkında bilgi almak için en yakın tarımsal kuruluşlara veya ilaç bayilerine danışılması faydalıdır.

   Günümüzde mısır tarımında yabancı ot kontrolü amacıyla, biyoteknolojik yöntemlerle geliştirilmiş, belirli herbisitlere dayanıklı transgenik (genetiği değiştirilmiş) mısır çeşitleri de bulunmaktadır. Bu tip çeşitlerde, uygulanan ilaç yabancı otları yok ederken mısır bitkisine zarar vermez. Ancak bu çeşitlerin kullanımıyla ilgili tartışmaların hâlâ devam ettiği unutulmamalıdır.
 

HASTALIKLAR VE ZARARLILAR

   Mısır bitkisi, yetişme süresi boyunca çeşitli etmenlerin (mantar, bakteri, virüs, nematod vb.) neden olduğu hastalıklar ile farklı zararlıların saldırısına maruz kalabilir.

   Ülkemiz bölgelerinin iklim koşullarına göre değişmekle birlikte, mısırda en sık rastlanan hastalıklar; kök, sap, koçan ve tanelerde görülen çürüklükler; Helminthosporium spp. tarafından oluşturulan yaprak yanıklıkları (H. maydis, H. turcicum) ve tane veriminde ciddi düşüşlere yol açabilen rastık hastalığı (Ustilago maydis) olarak sayılabilir.

   Hastalıkların yanı sıra, bazı zararlılar da mısır tarımında önemli probleme dönüşebilir. Bitki öz suyunu emen, serin ve nemli havalarda ortaya çıkan yaprak bitleri (Aphid maidis) ile sıcak ve kuru koşullarda görülen kırmızı örümcekler (Tetranychus spp.); bitkinin yeşil kısımlarını yiyerek zarar veren yeşil kurt (Heliothis armigara) ve çizgili yaprak kurdu (Spodoptera); bazı bölgelerde sap ve koçan içinde galeriler açarak ciddi zarar oluşturan mısır sap kurdu (Östrinia sp) ve mısır koçan kurdu (Sesamia sp) başlıca zararlılar arasında yer alır.

   Hastalık ve zararlılarla mücadelede öncelik, dayanıklı çeşit kullanımına verilmelidir. Uygun dayanıklı çeşitler mevcutsa bunlar tercih edilmeli; dayanıklı çeşit yoksa münavebe (ürün rotasyonu) devreye sokulmalıdır. Ekimden önce tohum ilaçlaması yapılarak hem hastalık patojenlerine hem de toprak altı zararlılarına karşı önlem alınmalıdır. Hasattan sonra tarlada kalan bitki artıkları toplanarak yok edilmeli, yetişme döneminde bitkilerin zayıf düşmemesi için yeterli ve dengeli gübreleme yapılmalıdır.

   Tüm bu önlemlere rağmen hastalık ve zararlılar ortaya çıkarsa, kimyasal mücadeleye başvurulabilir. Bu amaçla, hastalıklara karşı mantar öldürücü (fungusit), zararlılara karşı ise böcek öldürücü (insektisit) ilaçlar kullanılmalıdır.

   Yabancı ot mücadelesinde olduğu gibi, bazı zararlılara dayanıklı transgenik çeşitler de biyoteknolojik çalışmalarla geliştirilmiştir. Bu çeşitlerde gen aktarımı sayesinde mısır bitkisi adeta kendi ilacını kendisi üreterek mısır sap ve koçan kurduna karşı koruma sağlar. Ancak, genetiği değiştirilmiş çeşitlerle ilgili tartışmaların sürdüğü ve ülkemizde bu çeşitlerin üretim amaçlı ekiminin şu anda yasak olduğu unutulmamalıdır.
 

MISIRIN SULAMA SUYU İHTİYACI VE SULAMA ZAMANI

   Mısır bitkisinde sulama bakımından en kritik dönem, çiçeklenme sürecidir. Tepe püskülünün görünmesi ve tozlanma döneminde yaşanacak su noksanlığı, koçanda oluşacak tane sayısını azaltarak verimde büyük kayıplara neden olur.

Çizelge 1. Mısırın bitki su tüketimi değerleri

 

Aylar

Bitki Su Tüketimi(mm)

Ortalama Yağış(mm)

Sulama Suyu İhtiyacı (mm)

Mayıs

63,5

42,7

20,8

Haziran

140,6

31,2

109,4

Temmuz

188,8

10,5

178,3

Ağustos

179,5

9,1

170,4

TOPLAM

572,4

93,5

478,9

 

MISIR BİTKİSİNDE EKİM NORMU VE ZAMANI

   Bitki sıklığı, çeşide bağlı olarak sıra üzeri 25-30 cm, sıra arası 70 cm olacak şekilde ayarlanmalı; dekara 4.500-5.500 bitki düşecek yoğunluk hedeflenmelidir. Tohumlar yaklaşık 5 cm derinliğe ekilmeli ve mısır tarımında ekim, toprak sıcaklığı en az 10 ⁰C’ye ulaştığında yapılmalıdır. Orta Anadolu için en uygun ekim dönemi, toprak sıcaklığının 13-15 ⁰C’ye çıktığı Mayıs ayının ilk yarısıdır.
 

Mısır Üretimi
 

ETKİLİ KÖK DERİNLİĞİ VE SULAMA ARALIĞI

   Bitki su tüketimi; topraktan buharlaşan su ile bitkiden terleme yoluyla kaybedilen suyun toplamını ifade eder. Çizelge 1’de verilen değerlere göre Konya koşullarında mısırın bitki su tüketimi 478,9 mm’dir.
 

Mısır Üretimi
 

   Mısır tohumunun çimlenmesiyle birlikte hızlı bir kök gelişimi başlar ve çıkıştan sonra yaklaşık 7. haftada, üst gübrelemenin de yapıldığı dönemde, kök sistemi en gelişmiş durumuna ulaşır. Mısır bitkisinin etkili kök derinliği yaklaşık 60 cm olup, kılcal köklerin büyük kısmı yüzeyden itibaren ilk 40 cm içinde yoğunlaşır. Bu nedenle, mısırda damla sulama programı hazırlanırken etkili kök derinliği 40 cm kabul edilmeli ve tarla kapasitesindeki suyun %50’si tüketildiğinde sulamaya başlanmalıdır.

Çizelge 2. Toprağın su alma hızı ve damlatıcı debisine göre damlatıcı aralıkları (cm)
 

Debi l/h

Toprağın Su Alma Hızı (mm/h)

5

10

15

20

25

30

35

40

45

50

55

60

1,6

40

28

23

20

18

16

16

14

13

13

12

12

2,2

67

40

33

28

26

23

22

20

19

18

17

16

2,6

65

46

37

32

29

26

25

23

22

21

20

19

 

DAMLA SULAMA BORULARI VE UZATILMA MESAFESİ

   Damla sulama lateralleri, hafif bünyeli kumsal topraklarda her sıraya birer hat, daha ağır bünyeli topraklarda ise iki sıraya bir hat olacak şekilde yerleştirilebilir. Ağır bünyeli topraklarda her sıraya bir hat yerleştirilmesi, ıslatılan alanın daha dengeli olmasını sağlarken, sulama suyu ve enerji tüketimini de azaltabilir. Damla sulama borularının maksimum uzatma mesafesi; boru çapına, damlatıcı debisine, damlatıcı aralığına, basınç dengeleme özelliği olup olmamasına ve işletme basıncına bağlıdır. Basınç ayarlı olmayan yassı damla sulama borularında, farklı damlatıcı aralığı ve debilere göre önerilen en uzun hat boyları aşağıdaki çizelgede verilmiştir.
 

Akış Değiş.

%

Damlatıcı Aralığı (cm) ve Debisi (l/h)

25 cm

30 cm

40 cm

50 cm

1,6

2,2

2,6

1,6

2,2

2,6

1,6

2,2

2,6

1,6

2,2

2,6

5,0

104

 

72

118

 

80

153

 

106

164

 

119

7,5

116

 

81

130

 

89

180

 

118

185

 

134

10,0

124

 

85

140

 

94

182

 

124

198

 

141

15,0

145

 

91

155

 

102

200

 

137

220

 

156

 

SULAMA ARALIĞI VE SAYISI

   Mısır bitkisinin etkili kök derinliği içinde bulunan suyun yarısı (tarla kapasitesinin %50’si) tüketildiğinde sulamaya başlanması önerilir. 40 cm toprak derinliği için izin verilecek tüketim; orta ve ağır bünyeli topraklarda 40-45 mm, hafif bünyeli topraklarda ise 25-30 mm civarında alınabilir. Orta Anadolu’da mısır yetiştirilecek orta-ağır bünyeli ya da hafif bünyeli arazilerde önerilen sulama aralığı ve sayıları aşağıdaki çizelgede verilmiştir.
 

Aylar

Su Alma Hızı Düşük, Orta ve Ağır(Kil) Bünyeli Topraklar

Su Alma Hızı Yüksek, Ağır(Kumsal) Bünyeli Topraklar

 

Sulama Aralığı(gün)

Sulama Sayısı

Sulama Aralığı(gün)

Sulama Sayısı

Mayıs

-

1

-

1

Haziran

10

2

7-8

2

Temmuz

7-9

3-4

5-6

5-6

Ağustos

8-9

3-4

6-7

4-5

Eylül

 

1

 

1

TOPLAM

 

10-12

 

13-16

 

MISIRIN BİTKİ BESİN MADDESİ İHTİYACI

   Dekardan 1000 kg dane mısır ürünü elde edildiğinde, topraktan saf madde olarak yaklaşık 20-24 kg/da fosfor ve 26 kg/da potasyum kaldırılır. Gübreleme mutlaka toprak analizi sonuçlarına göre planlanmalı; azotlu ve fosforlu gübre miktarları, topraktaki fosfor düzeyi ve organik madde içeriğine bağlı olarak ayarlanmalıdır. Türkiye toprakları genel olarak potasyum bakımından zengin olduğundan, potasyum gübresi sadece gerekli miktarlarda kullanılmalıdır.

   Ekimden önce dekara 5-6 ton ahır gübresi, 2-3 ton tavuk gübresi veya 2 ton kompost uygulanması; hem organik madde hem de bitki besin maddesi kaynağı sağlayarak verimi artırır, toprağın fiziksel yapısını iyileştirir. Organik madde uygulaması yapıldığında, içerdiği besin maddeleri nedeniyle kullanılacak kimyasal gübre miktarı en az yarı yarıya azaltılabilir. Ancak toprakta tuz birikimine yol açmamak için aşırı miktarda tavuk gübresi kullanılmamalıdır.

Çizelge 3. Toprakta mevcut fosfor miktarına göre ekimle birlikte verilecek gübreler
 

Fosfor (kg/da)

Gübre Çeşidi

Doz(kg/da)

0

DAP(18-46-0)

20

3-4

20-20-0+Zn

20

5-6

20-20-0+Zn

15

7-6

20-20-0+Zn

10

>9

A.Sülfat (%21 N)

A.Nitrat (%26 N)

A.Nitrat (%33 N)

20

15

12

 

Öneri: Fosforlu gübrelerin ekimle birlikte taban gübresi olarak verilmesi uygundur.

   Azot ihtiyacının geri kalan kısmı, her sulamada Çizelge 4’te belirtilen azotlu gübreleme programına göre, hasattan en geç bir ay öncesine kadar tamamlanmalıdır. Damla sulama uygulanan mısır tarlalarında azotlu gübreler; ağır bünyeli topraklarda 9 sulamada her defasında 2 kg/da, hafif bünyeli topraklarda ise 12 sulamada her defasında 1,5 kg/da saf madde olacak şekilde uygulanabilir.
 

Çizelge 4.Mısırda azotlu gübreleme programı(kg/da)

Gübre Çeşidi

Orta ve Ağır Bünyeli Topraklarda

Hafif Bünyeli Topraklarda

A.Sülfat (%21 N)

10,0

7,5

A.Nitrat (% 26 N)

7,5

6,0

A.Nitrat (% 33 N)

6,0

4,5

Üre (%46 N)

4,0

3,0

 

HASAT

   Mısır hasadı, koçanlardaki nem oranı belirli bir seviyenin altına düştüğü ve bitki fizyolojik olgunluğunu tamamladığı zaman yapılmalıdır. Bunun için olgunlaşmış mısır tarlasından örnek koçanlar alınarak harmanlanmalı ve tanelerdeki nem oranı ölçülmelidir. En sağlıklı değerlendirme bu şekilde yapılır. Nem analizinin yapılamadığı durumlarda ise, tane uçlarında oluşan “siyah nokta”nın varlığı dikkate alınabilir.

   Mısırın olgunlaşmasını tamamlayıp tamamlamadığını anlamak için, tanenin koçana bağlandığı uç bölgesinde oluşan siyah nokta kontrol edilir. Koçanın orta kısmından rastgele seçilen dört tanenin üçünde bu siyah nokta görülüyorsa, mısır fizyolojik olgunluğa ulaşmış kabul edilir. Bu safhada tane nemi %30–35 civarındadır ve elle hasat için uygundur.

   Mısır hasadı, hububat (buğday–arpa) biçer-döverleriyle de yapılabilir. Bunun için biçer-döverin kesici tablasının ön kısmına mısır saplarını kavramaya yardımcı bazı düzenekler takılması gerekir. Makineli hasat için mısır tanelerindeki nem oranının %20–25 civarında olması idealdir. Nem oranının çok düşük olduğu durumlarda, hasat sırasında tanelerde kırılma ve dökülme artabilir.

   Yüksek nemle yapılan hasatta hem verim kayıpları yaşanabilir hem de ürünün depolanmadan önce kurutulması gerektiğinden ek maliyet oluşur. Bu nedenle, yağış koşulları elverdiği ölçüde hasat biraz geciktirilerek koçanların tarlada doğal olarak kuruması sağlanabilir.

   Hasat sonrası elde edilen ürün nemli ise, depolamadan önce mutlaka kurutulmalıdır. Günümüzde bu amaçla kullanılan kurutma makinelerine yaygın şekilde ulaşılabilmektedir. Depolama süresi 6 aydan kısa olacaksa tane neminin %15’e kadar, daha uzun süreli depolamalarda ise %13–14’e kadar düşürülmesi gereklidir.

   Tohumluk olarak kullanılacak mısır tanelerinin kurutulmasında, embriyonun zarar görmemesi için kurutma sıcaklığına özen gösterilmeli; sıcaklık 36oC’yi geçmemelidir. Yemlik veya endüstriyel amaçlı kullanım için ise daha yüksek sıcaklıklarda kurutma yapılabilir.

   Eğer hasat silajlık olarak yapılacaksa, koçanların süt olum ile hamur olum devresi arasında olduğu dönem hedeflenmeli; bu sırada silaj makinesiyle bitkiler biçilip kıyılarak hasat tamamlanmalıdır.